Ağustos 28, 2008
15 ağustos iki gün dinlendiğim Ereğli limanından sabah 07.30 ayrıldım.Hava puslu denizde dal kımıldamıyor.AYDEDE’nin motoru 2500 devirde homurdanarak eksozundan sular atarak liman dışına çıkdık.Ana yelkeni bastım hani olurda rüzgar çıkar diyerek ama 2knt hava esiyor.Hızımız 5 mil rota Akçakoca sabah balıkcılar ağ topluyorlar el sallıyoruz birbirimize.Bir an balıkcıların yaşamını verdikleri mücadeleleri düşündüm.bence gerçek deniz kahramanları her biri..Evlerine ekmek götürebilmek için fırtınada soğukta kızgın güneş altında tam bir yaşam savaşı veriyorlar.Ereğli’den 3 deniz mili yol aldık Alaplı açıklarındayım ve hava yavaş yavaş esmeye başladı.rüzgar 7knt karayel..genoa’yı açtım tam arma orsa seyri yapıyoruz motor’u kapattım hızımız 4knt..

Akçakoca’ya yaklaşırken rüzgar yıldız’a döndü ve 9 knt a ulaşdı güzel bir apaz seyri yapmaya başladık Akçakoca’yı geçince karasu limanı var gece orada kalmaya karar verdim.bu liman Sakarya nehrinin 1 deniz mili gerisinde bir barınak.henüz tamamlanmamış ala olsun alargada kalabilirdim.saatler 15 i gösterirken henüz tamamlanmamış olan karasu balıkcı barınağına girdim girişte yunuslarda eşlik ettiler.Barınak bomboş.ancak girişde iskele tarafımda duba bir vinç gördüm.oraya doğru ilerledim.üzerindeki çalışanlar merakla çıkıp bana bakmaya başladılar.sizin dubaya bağlanabilirmiyim? dediğimde “tabiî ki verin halatları” diyerek yardımcı oldular.bu duba burada iskele ayaklarını çakan vinç.bağlandım çalışanlarla tanıştık.hepsi ülkemin değişik yerlerinden gelmiş kişilerdi hepsinde evlerinin çocuklarının hasretleri vardı bu ıssız yerde ben onlar için büyük değişiklik idim.gece hep beraber yemek yiğip sohbetler ettik akşam olduğunda ucuz tarifeden hepsi evlerini çocuklarını arıyorlardı.Duygulanmış hayatın bir yönünü daha görmüştüm.

saat 22 gibi aydede’ye geçip yattım sabah erken uyandığımda baktımki kahvaltı hazırlamışlar hep beraber kahvaltı yaptık.hepsiyle vedalaştım.beni uğurladılar ayrılırken baktığımda yaklaşık 15 kişi dubanın üzerinden el sallıyorlardı.Anılarla dolu bir gecenin ardından sabahın güzel kuzey rüzgarıyla yelkenlerimi doldurup Kefken ada’ya doğru rota tuttum.19 deniz mili yolum vardı .kefken ada’ya ulaşdığımda saatler 13 olmuş adanın girişindeki sancak tarafındaki terk edilmiş iskeleye yanaştım.tekneyi emniyete alarak kefken ada’daki kıyı emniyeti’nin yerine gittim.orada’da sıcak bir dostluk kuruldu Muzaffer kaptan hemen bir çay demleterek sohbet ettik geçen yılda buraya geldiğimi o zamanki arkadaşları sordum hepsi değişik yerlere tayin olmuşlardı zaten ada’da 15 er günlük dönüşümlerle kalıyorlarmış.Kulakları telsizde tüm gemileri dinliyorlar olaki acil bir durumda her havada yardımlarına koşuyorlar.

akşam tekneme dönerek yattım.sabah yine hep beraber kahvaltı yapıp vedalaştık.rotam şile idi 38 deniz millik bir yolum vardı sabah önce yıldız daha sonrada poyraz’a dirise ederek öğleden sonra 16 gibi şileye ulaştım inanılmaz bir kalabalık vardı.Limanın içinde bile yüzüyorlardı.dikkatlice ilerleyerek lokanta şeklindeki teknelerin arkasında tayfun isminde bir balıkcı teknesine aborda oldum..Güler yüzlü kaptanı yardımcı oldu kendiside istanbul’da yaşıyormuş.oda geçici gelmiş şileye .inanılmaz gürültülü ve acayip müzikler bağrışlar çığrışlar içerisinde uykuya dalmışım.sabah uyandım birada tembellikle 9 gibi şileden ayrıldım.rotam poyraz köy barınağı idi.burayada öğleden sonra 15 gibi ulaştım.artık Karadeniz bitmiş Marmara denizine giriş yapmıştım.2gün poyraz köyde kaldıktan sonra 20 ağustos sabah 08 de poyraz köyden ayrılarak İstanbul boğaz geçişini yapmak üzere çıktım.boğazda yelken seyri yasak olduğundan motorla önce Avrupa yakası kıyılarına geçtim .inanılır gibi değildi süratimiz akıntının hızıyla 7knt bulmuştu.Anadolu hisarını geçerken hızımız 8.5 knt’a ulaşmıştı.Aydede adeta uçuyordu.

galatasaray adası önünden karşı tarafa doğru rota tuttum çünki deniz trafiği burada daha kalabalıktı.Tahmin ettiğimden kısa sürede haydarpaşanın önünden Kadıköy önlerine gelmiştim.ve saatler daha 10 du.saat 12 de İstabul yelken kulübüne giriş yapacaktım.motoru 1000 devire alıp oto pilota bağladım.Kamaraya inerek bir çay demledim.keyifle istanbul’u seyrettim.çok kalabalık..herkes bir yerlere hemde aceleyle koşturuyorlar, karadaki kornalar yetmezmiş gibi gemilerde düdük çalıyorlardı.inanılır gibi değildi.saatler 12 ye yaklaşırken yelkenlerimi basarak İstanbul yelken kulübüne doğru ilerledim.bir bot çıkarmışlar basın mensupları ellerinde kameralarla beni karşıladılar.istanbul yelken kulübü’nün küçük iskelesine yanaştım.Kulüp başkanı Seyhun BİNZET ve diğer yetkililer beni karşıladılar.hep beraber klüp binasına geçtik güzel bir yemek ve sohbet sonrası İstanbul yelken kulüp başkanı Seyhun BİNZET bey bana bir şilt verdiler.duygulanmıştım.buradan İstanbul yelken kulübünün deniz yürekli dostlarına ayrıca teşekkür ediyorum.Daha sonrasında ,beni misafir olarak ağırlayan setur Kalamış marina’ya B pantonuna yanaştım..artık Karadeniz gerilerde kalmış yeni bir denizimizin AYDEDE ile sinesindeydik..

1 Yorum »
Ağustos 23, 2008

Yaklaşık 6 gün Terme barınağında kaldım hava bir türlü dinmemiş denizler olabildiğince çoşmuşdu.Önümde oldukca uzun bir geçiş vardı. Tüm hazırlıklarımı tamamlayarak hem kaybettiğim zamanı kazanmak için 285 deniz mili mesafedeki Ereğli limanına ulaşmak için 72 saat’lık bir geçiş için her şey tamamdı havada oldukca sakinlemiş seyir zamanı gelmişdi.Terme’de kaldığım süre içerisinde bana her konuda yardımcı olan tüm dostlarla vedalaşarak öğleden sonra 14.30 da barınaktan ayrıldım.ilk burun çaltı burnuna doğru ilerledim deniz sakin ancak kaba dalgalıydı.Güzel bir seyir sonrası çaltı burnunu dönerek civa burnuna doğru rota tuttum.Çaltı ile civa burnu arasında rivayetlere göre eskiden amazon’lar yaşamışlar çok uzun bir kumsal ve burası milli park ilan edildiğinden hiçbir yerleşim yeri yok.her havaya açık bir geçiş.Karadenizli balıkcıların bile havayı kollayarak geçtikleri bir yer.Yaklaşık 4.5 saatlik bir sürede civa burnunu geçdim Gün batmış Samsun ışıkları görünüyordu.Rotam incir burnu olduğundan açık geçişle Samsun’a uğramadım saatler 22 olmuş ay tüm güzelliği ile denizi aydınlatıyordu.

İncir burnuna ulaştığımda saat 02 olmuştu. Buradan sonraki rotam Bafra burnu..Yelkenlerimi ayarlayıp Bafra burnu istikametinde ilerledim.bafra burun fenerini gördüğümde gün yavaş yavaş ağırıyor.gecenin karanlık rengi mavi ve kızıla dönüyordu.Kamaraya inerek bir kahve yaptım ve havuzluğa oturarak kahvemden bir yudum aldım.Ancak hava dönmeye başlamıştı anlaşılan zor bir gün beni bekliyordu.Daha kahvemi bitirmeden rüzgar kuzey batıdan 18 knot olmuştu bile..emen ilk camadanı vurarak genoa’yı biraz küçülttüm.ancak hava hala hızla yükseliyordu.24knt ‘a kadar yükselmişti rüzgar ikinci camadanıda vurarak devam ettim.denizler köpük köpük olmaya başlamıştı.tam Bafra fenerini bordaladığımda rüzgar 32knt esiyor dalga yaklaşık 2.5mt tam kafadan geliyordu.AYDEDE dalgalara vurdukca her tarafından inanılmaz gümbürtüler geliyor ama onun bu havaları aşacağından emin olduğum için biraz rahattım.içeriye Yakakent limanına sığınayım diye düşündüm ancak bu dalgada dönüş yapmak çok tehlikeli olacağından Sinop ince burun’a doğru rota koyarak ilerledim.Dalgalar güverteden aşıyor bazen AYDEDE denizaltı kimliğine bürünerek gidiyor daha sonrasında bir balinanın nefes almak için sularda çıkışı gibi yükseliyor her tarafından denizler akıyordu.Tam bir mücadele veriyorduk saatler süren boğuşmanın ardından akşam 19 gibi ince burun’a yaklaşdık rüzgar hafiflemiş sanki o halinden eser kalmamıştı.

Doğa hiç hata yapmamıştı.Çünki ince burun ülkemizin en kuzey ucu olup buradan sonrasında hakim rüzgarı poyrazdı.İnce burun fenerini bordaladığımda rüzgar kuzey doğudan 9knt esmeye başladı.artık zorluklar bitmiş keyifle gidiyorduk AYDEDE ile..İçeri girerek sırılsıklam olmuş tulumumu çıkardım kuru bir şeyler giyerek bir konserve açıp havuzluğa oturdum gün yavaş yavaş kaybolmakta gecenin ayrı güzelliği yaklaşmaktaydı.Ay dolunay olduğundan keyfim bir kat daha artmıştı.Eskilerin tabiri aklıma gelmişti.”AY AYAKDA ..KAPTAN YATAKDA..AY YATAKDA ..KAPTAN AYAKDA” eski denizcilerimizin güzel bir tabiri..Saat 22 civarında uyku iyice çökmüştü hazır hava güzelken biraz uyumalıydım.otopilot ve radarı kurarak saatimi 30 dk sonra çalması için alarmını kurarak yattım.uykunun en tatlı anında deliler gibi zil sesleriyle uyanarak yelkenleri ve rotamı kontrol ettim bu işler yaklaşık 10dk mı alıyor ve her şey normalse tekrar 30 dk lık uykuya dalıyordum.bir gece daha geride kalmış artık gün ağarıyordu güzel bir gece seyri olmuş ay ve rüzgar gece boyu bizden yana olmuş beni ve AYDEDE’yi sinelerinde barındırmışlardı.Yavaş yavaş KEREMPE burnuna doğru ilerliyorduk burasıda zorlu burunlardan biriydi.Kerempe burnunu bordaladığımızda rüzgar kuzey doğudan yani poyraz başlamıştı.Dalgalar tam pupamızdan gelmekteydi.burada da olan oldu ve rüzgar 25knt kuzey doğudan esiyor dalga boyu yükseliyordu.Oto pilot ne yapacağını şaşırmışcasına, bir oyana bir bu yana yekeyi rotada tutmaya çalışıyordu.camadan vurarak daha fazla oto pilotu yormadan dümeni aldım.dalgalar arkadan geliyor önce aydede’nin kıç havaya kalkıyor daha sonra bir yokuştan inercesine aydede burnunun üzerinde surf yapıyordu.

Sıkıntılıda olsa kafadan denizler almaktan çok daha keyifliydi.Hiç olmazsa aydede üzerinde bam güm sesleri olmuyordu.Tüm gün bu şekilde seyir yaparak gece oldu denizler sakinleşti akşamüzeri poyraz hızını düşürerek 9knt ile bize güzel bir gece vaad ediyordu.gecede aynı şekilde 30 dk lık uykularla KİLİMLİ önlerine gelmişdik .ZONGULDAK fenerini bordalayarak EREĞLİ LİMANINA DOĞRU İLERLEDİK.Ereğli limanına ulaştığımda saat 13 olmuşdu.Ereğli limanındaki petrol ofis’in önüne bağlandım.72 saatdir doğru düzgün uyumadığımdan ve 285dm geride bırakmanın huzuru ile derin bir uykuya daldım.


2 Yorum »
Ağustos 13, 2008

İki gün kaldığım Giresun’dan Sabah 08 de hareket ettim.Anılarla dolu bir limandan daha ayrılmanın hüznü ,yeni bir limana ulaşmanın mutluluğu ile karmaşık duygularla Giresun limanından ayrıldım.Rüzgar kuzeybatıdan 8knt esmekte deniz hafif kaba dalgalı AYDEDE orsa seyrini sevdiğinden bu hafif karayelden hoşnut.4.5knt hızla orduya doğru ilerliyor.güzel bir kıyı seyriyle saat 15de Ordu kumbaşı balıkçı barınağına bağlandım.Barınak Tam bir keşmekeşlik.Teneke damlı derme çatma klübeler herkes kendince bir şeylerle uğraşıyor,sanırım bu barınağa giren tek yelkenli tekne bendim.Balıkçı dostlar gelip halhatır sordular tekneyi merakla incelediler en ilgimi çeken “BU TEKNE KAÇ YAPIYOR KAPTAN” diye sordular.onlar için teknenin motoru ve hızı önemliydi.Motor 9bg deyince hepsi ağız büküp beğenmediler.Tavsiyeleri arasında 85bg bir motor takmalıymışım..Israr etmeyip dikkate alacağım dedim sadece.ilginç bir yerdeydim.Akşam olunca birşeyler yedim ve teknemin kıç kasarasında oturdum hava kararmış,barınakta garip müzik sesleri içerisinde gece büyüsüne bürünmüştü.Bir araç durdu..İçerisinden iki kişi inip yanıma gelerek kibar bir sesle”iyi akşamlar ben Bahadır NAZLI”..bende ayağa kalkarak memnun oldum ben Hakan diye yanıtladım.Bahadır bey buralara pek yelkenli tekne gelmiyor tekneyi görünce merhaba demek için uğradım deyince buyur ettim kendilerini.Daha sonra soyadınız nedir Hakan bey diye sordular güvenç diye yanıtlayınca Ben sizi tanıyorum.Geçen yıl botla dolaşan sizdiniz değimli deyince koyu bir sohbet başladı.Bahadır bey denizciliğe gönül vermiş ticaretle uğraşan Deniz yürekli bir dost.Sohbetimiz gece 01e kadar sürdü.O gün Ordu yelken klübünü kurmuşlar buna nasıl mutlu olmuştum.

Ertesi gün Bahadır beyle buluştuk Ordu’ yu beraberce dolaştık ve en önemlisi Ordu belediye başkanı sn.Seyit TORUN beyi makamında ziyarete gittik.Seyit beyin yelken sporunun gelişmesi için ve yeni kurulan Ordu yelken klübüne verdiği destekleri gördüğümde mutluğum birkat daha arttı.Giresun’nun yerel yöneticilerinin yelken sporuna olan duyarsızlıkları karşısında Ordu belediye başkanı Seyit TORUN ‘nu Yürekten alkışlıyorum.Huzur dolu bir günün ardından Bahadır beyin konukseverliliği ile birkaç gün daha Ordu’da kaldım.Bahadır bey ve eşi Sedef hanım Ordu etrafındaki birçok yöreyi gezdirdiler.Sitem aracılığı ile kendilerine tekrar tekrar teşekkür ederim.Adını sayamadığım Ordu ilinde tanıştığım diğer tüm dostlara da buradan saygılarımı iletiyorum.İleriki yıllarda çok yetenekli sporcular çıkaracağına hiç şüphem yok.bir gün kalmak için uğradığım Ordu’da 4 gün kalmış ve artık yolculuk zamanı gelmişdi.Tüm dostlarla vedalaşarak sabah 08 de ordu kumbaşı barınağından ayrılarak Fatsa limanına doğru rota tuttum.

Hava hiç esmiyor sanki göl gibi bir deniz Perşembe önlerine ilerledim.Feneri bordalayınca YASON burnu göründü fenerin içlerine doğru “mersin” balıkçı barınağı görünüyordu.Yason burnuna ilerledim.Burunu dönünce kuzeydoğudan poyraz rüzgarını alınca keyifli bir seyirle Fatsa limanına ulaştım.Sahil güvenlik 125 nolu bot’un arka tarafına bağlandım bağlanmama sahil güvenlik çalışanları yardımcı oldular.Her zaman denizden gelenlere ve denizde olanlara kucak açan sahil güvenlik çalışanlarının sıcak karşılamasıyla Fatsa limanındaydım.Teknemin elektronik arızası vardı. Malzemeleri sökerek Servise yolladım birkaç gün Fatsa’da kalacaktım.Süre uzamış Bahadır bey beni burada da yalnız bırakmamıştı.5 gün Fatsa’da kaldıktan sonra sahil güvenlik 125 nolu bot komutanı üsteğmen Oğuz ERYILMAZ bey ve tüm gemi personelinin uğurlamasıyla Terme limanına doğru seyir yaptım.Elektronikler şimdilik iyi çalışıyordu.ancak Fatsa önlerine geldiğimde tekrar aynı arıza oluştu tüm ekran karadı.Hemen haritayı çıkararak üzerinde mevki koyarak Terme limanına ulaştım.Henüz tamamlanmamış olan terme limanındaydım.Daha önceki seyahatimden tanıdığım ATASOY teknesine bağlandım.Biraz sonrada teknenin sahibi Mustafa ve Nevzat kardeşler gelerek neşeli bir şekilde kucaklaşarak güzel bir sohbete başladık. artık Ordu ilinden ayrılmış Samsun ili sınırlarındaydım.
Yorum Yok »