• Slideshow

    Get the Flash Player to see the slideshow.
  • Sormak İstedikleriniz?

    Hakan Güvenç'e sormak istediğiniz sorular için tıklayınız.
  • Son Yazılar

  • Son Yorumlar

    • mehmet yiğitel: sevgili kardeşim hakan uzun zamandır senden haber alamıyoruz.sağlığın sıhhatin iyimi...
    • şahin altan: sevgili kardeş yeni yılınkutlu olsun
    • GONUL: Merhaba Yolculuklarinizdan en azindan birine ben de gelebilir miyim lutfen ?
    • durusu: yolunuz açık olsun…merak içindeyiz nerelerdesiniz…
    • Mesut TUNGA: Neden artık yazmıyorsunuz?
  • Arşivler

Hakkımda

Hakan GüvençKendim hakkımda yazmaktansa sizlere bir haber sitesinde yayınlanan söyleyişimi aktarmak istiyorum:

Aydın’da 1963 yılında doğan Hakan Güvenç, uzun yıllar pazarlama yöneticiliği yaptıktan sonra, Adana’da yaşarken 2006 yılının sonlarına doğru; “Artık denizlere gitmeliyim, denizlerde yaşamalıyım” diyerek işinden ayrılıyor ve kafasına koyduğu proje için kolları sıvıyor.

Hakan’ın ilk projesi, basın ve denizciler arasında “Çılgın Denizci” olarak anılmasına neden olan; Adana-Karataş’tan Hopa’ya olan bot yolculuğu.

Gerçekten çılgınlık mı yoksa tam anlamıyla deniz sevdası mı siz karar verin ama 2 metre 70 santimetre boyunda bir şişme bot ve 6 beygirlik motor ile denizlere açılmanın, her babayiğidin harcı olmadığı kesin.

Hakan Güvenç ile, çok farklı bir dünya turuna hazırlandığı Bodrum, Turgutreis D-Marin’de teknesi “Aydede”de söyleştik.

Öncelikle bize bot yolculuğundan söz eder misin?
İş güç canıma tak edip, denizler de çağırınca, önce “hayatta tek bir başarı var, o da istediğin gibi yaşayabilmek” diye düşündüm arkasından da kararımı verip, “tamam, gidiyorum” dedim. Sonrasında projemi önce ailem ve arkadaşlarımla sonra da üyesi olduğum Adana Yelken İhtisas Kulübü başkanıyla paylaştım. Bir çok arkadaşım “saçmalama ölürsün” derken, ailem ve başkandan tam destek geldi. Bot ve motor zaten elimde vardı, kısa bir ön hazırlıktan sonra 30 Mart 2006 tarihinde Adana-Karataş’tan denize açıldım. Tam olarak 127 gün, sonra Hopa’ya ulaştım.

Bu yolculuğun anlattığın kadar kısa ve kolay olmadığı kesin, yaşadıkların nelerdi?
İlk birkaç günden sonra, alıştığın bir hayat akışı oluyor. Her gün bottasın, hareket ettiğin ve ulaşmak istediğin limanlar ve başarmak istediğin bir hedefin var. Denizi sevdiğinde ve konsantre olduğunda zaten gerisi geliyor. Tabii ki yaşadığım çok zor anlar ve büyük mutluluklar var, işin gerçeği bunları tek başına 1 metrekarelik bir alanda yaşıyor olmak.
Yaşadıklarımı, deneyimlerimi yakında çıkacak kitabımda anlatıyorum:

Bir keresinde Kemer’den yola çıkmıştım, Üç Adalar’ı geçtim, o esnada hava çok sertleşti, Beş Adalar’daki Sulu Ada’da karaya çıkıp, çadırımı kurdum. Adada çok fazla martı vardı ve uçuşup duruyorlar. Biraz dolaşayım dedim martılar saldırmaya başladı, anlam veremedim ama çok zorlamadım döndüm çadıra girdim içeri, akşam oldu yattım. Sabah uyandım, çadırdan çıktım, martılar tekrar saldırıyorlar. Ben iyice meraklandım takip ettim, baktım ki yumurtaları var. Çabucak kahvaltımı yapıp, ayrıldım adadan. Martılar da ben de rahata erdik.

Beni en çok duygulandıran bir şey Akçakoca’dan Ereğli’ye giderken oldu. Sert bir poyrazda seyir halindeyim, Ereğli görünmüştü ki karşıdan 4 tekne geliyor üzerime doğru, biraz sancak yaptım baktım tekneler yön değiştirdiler, sonra iskeleye kırdım tekneler de rotama doğru dümen kırdı. Sonra ne olacaksa olsun diyip bıraktım, bir baktım ki Ereğli Belediye Başkanı Murat Sesli, elinde çiçekler karşılamaya geliyor, basın da yanında. Çok duygulandım.

ben.jpg

Bu yolculuğa çıkarken, denizlerde olmaktan başka amaçların var mıydı?
Yola çıkarken amaçlarımdan bir tanesi, küçük bütçelerle denizlerimizde gezilebileceğini göstermekti ve sanıyorum bunu başardım. Tabii herkes 2.70 metrelik bir botla dolaşsın demiyorum ama küçük bir kayık alıp, içine çadırını-uyku tulumunu-kamp malzemesini koyup gezebilir insan. Mesela Bodrum’da yaşıyorsan atlayıp Karada’ya gidersin, Gökova’yı dolaşırsın. Koy koy-bük bük, yavaş yavaş, macera ruhu gelişir, deniz sevgisi gelişir insanın. Bir de kanserli çocuklar (Adana Çocuk Kanser Derneği) yararına yaptım bu yolculuğu, çıkartmalar sattım uğradığım limanlarda, onlara küçük de olsa bir destek sağladığıma inanıyorum.

Bot yolculuğunun maliyeti ne kadar oldu, sponsorun var mıydı?
Yolculuk yaklaşık 14.000 Ytl ye mal oldu ve maddi hiçbir sponsorum yoktu. Ailem ve arkadaşlarımdan, balıkçılardan, denizcilerden, yerel halklardan gelen manevi desteklerin yanı sıra yol boyunca Mercury, motorumun bakımında, Quick Silver da, botun bakımında yardımcı oldular.

“Çılgın Denizci” olarak başladığın bu projenin bitişi nasıldı, neler hissettin?
Evet, Çılgın Denizci olarak başladım, İstanbul’a geldiğimde “Maceracı” dediler, Hopa’da sağ salim karaya çıktığımda ise gazetelerde “Usta Denizci” diye atıldı başlıklar.

Son gün Arhavi’deyim, Hopa 3-3,5 mil ötede görünüyor ve balıkçılar ile konuşuyoruz. “Hopa gerçekten, orası mı” diye sordum, “evet” dediler. Yüz günü aşkın denizlerdeydim, hep burunlar döndüm, her döndüğüm burundan sonra bir yenisi ile karşılaştım. Bu kez burun felan yok önümde işte başarı orada gözümün önünde ve “Allah Allah, inanılacak gibi değil” diye söylenerek Hopa’ya ulaştım. Aslında bu benim için bir son değil, yeni bir hayatın başlangıcı idi.

Evet bunu yeni projenizden de anlayabiliyoruz, peki nedir yeni proje?
Şu anda içinde bulunduğumuz Aydede ile tek başıma yapacağım iki ayrı yolculuk planlıyorum. Birincisi Hopa’dan Suriye sınırına kadar olacak. Bu yolculuğa başlama  tarihini, Mayıs ayının ilk haftası olarak planlamaktayım.
Asıl büyük proje uzun ama anlatmasını kısa keseceğim. Genelde dünyayı dolaşan denizciler ekvator çizgisini takip ediyor, ben kutuplar arasında dolaşayım dedim, farklı bir rota olsun, ekstrem bir şeyler yapalım ve ülkemizin adı da dünya denizcileri arasında hak ettiği yere otursun, hatta her iki kutup noktasına da ülkemizin, federasyonumuzun ve sponsorlarımızın bayrağını dikelim.

Bodrum’dan denize açılacağım, Akdeniz’den çıktıktan sonra Grönland ardından Alaska. Alaska’da tekneyi kuzeydeki limanlardan birine emanet edip buz üzerinde yolculuk yaparak 0 kutup noktasına ulaşacağız.
Sonra sırada Güney Kutbu var; Alaska’dan Büyük Okyanus’a çıkarak Amerika Kıtası kıyılarından Macellan Boğazı’na ulaşacağım. Macellan’ı geçip Antartika’ya. Antartika’da Aydede’yi yine güvenli bir limana emanet edip, Güney 0 kutup noktasına bayraklarımızı dikeceğiz.

Yolculuğun devamında tekrar Macellen Boğazı’ndan geçerek Büyük Okyanus’tan Avustralya’ya ulaşacağım. Ardından da Ümit Burnu-Atlas Okyanusu-Cebelitarık ve Türkiye. Bu büyük projenin başlangıç tarihi “nasip ise” 10 Eylül olacak.

Ülkemiz adına bir çok ilk olacak bu yolculukta; Kutup 0 noktalarına ulaşmak, 2 önemli burunu geçmek, Macellan Boğazı’nı 2 kere geçmek, Bering Denizi’nde yelken seyri. Bunlardan bir kısmı yapılmış durumda ama bu boyda bir tekne ile bir çoğu dünyada ilk kez yapılacak.

Aydede

Biraz da sevgili teknen “Aydede” yi anlatır mısın bizlere?
Neredeyse Hopa’ya ulaştığım anda yeni bir yolculuğun arayışına girmiştim, zaten kafamda bir şeyler de vardı. Bir vesile ile Algomar Tersanesi sahibi Atilla (Algomar) abi ile tanıştım, kısa bir zaman içinde projeyi şekillendirip Aydede’nin üretimine başladık.

Tekne, Algomar’ın klasik üretimi Kayra 23 ancak projeye uygun ciddi farklılıkları da var. En önemlisi klasik üretim 4 kat polyesterden oluşurken Aydede 6 kat olarak döküldü. Böyle olunca örgülerin birleşme yerlerinde 12 kat polyester oldu ve burunda bu 24 kat olarak birleşti. Bu tekne ile bir yere çarparsam gerisin geriye giderim diye düşünüyorum, kurşun sıksan bir şey olmaz bence. Kemereleri iyice sağlamlaştırdık, üst gövde polyester katları arasına kontra plak parçalar koyduk ki hem mukavemet artsın hem de ısı yalıtımı sağlasın. Teknenin su kesimi sığ sulara girmeye izin verecek kadar, sadece 65 santim. Salmasından başka her iki tarafta yalpalıklar var, bunlar orsa seyrinde karina görevi görüyor ama aynı zamanda da yüksek dalgalara karşı giderken tekne burnunun suya gömülmesini önlüyor. Kullanılan tüm malzemeler birinci kalite.

Aydede ismi çok güzel, ortaya çıkışının bir hikayesi olmalı?
Aydede ismine botla seyahatim esnasında Bademli Koyu’nda yaşadığım med-cezir  olayında karar verdim ve ıssız koyda Ay’ın yaşamımızdaki önemini, çekim gücüyle, doğum ve ölümler, tüm yaşamda ki dengesini düşündüm. Daha sonrasında bilgelik de ekleyerek AYDEDE isminde karar kıldım. Ayrıca düşündüm, Aydede ismi sadece bize has bir kelime yani başka lisanlara çevrilemiyor. “Evet” dedim, teknemin ismi Aydede olacak. Bademli Koyu’nda dolunayı izleyerek puhu kuşlarının da desteklemeleriyle karar verdim.

Peki gerek teknenin üretiminde gerekse yolculukların için sponsorların var mı?
Teknenin üretiminde başından sonuna kadar ben de fiilen çalıştım, Algomar sadece malzeme ve işçilik maliyetlerini aldı benden. Bütün elektronik donanımları Raymarine hediye etti, yelkenleri ise Q-Sail. Boyut Makine, Ultra marka çıpaları, Mercury ise bir bot ve motorunu ücretsiz verdi. Denpar ve Kaptan Denizcilik aldığım malzemelerde ciddi indirimler yaptı.

Nasıl yani, sen yolculuğunda yalnız olmayacak mısın?
Yok öyle değil, ben teknede tüm yolculuklarımda yalnız olacağım ancak kutup noktalarına bayrakları dikmeye giderken yanıma Türkiye’den fotoğrafcı ve kameraman bir ekip gelecek. Yapılacak bu ilki belgelemek için tabii ki.

Sponsor olanlar ve olacaklar için senin yapacakların nelerdir?
Öncelikle basın ve televizyonlarda çıkacak tüm haberlerde onlar da yer alacak, teknenin her tarafında logoları yer olacaktır. Ayrıca şu ana kadar Sailing Channel ve National Geographic Channel ile görüştüm. İkisi de projeye sıcak baktı ve büyük olasılıkla en az birinde dünya yolculuğum dizi olarak yayınlanacak, bu da tabii sponsorlarımız için büyük bir olanak, tüm dünyaya isimlerini bu proje ile duyurabilecekler.
Bir de web sayfam olacak; www.hakanguvencnerede.com , bu sayfa ile uydu bağlantım olacak ve teknede de webcam ler. Yola koyulduğumda isteyenler bu sayfaya girerek dünyanın neresinde olduğumu öğrenebilecekler ve seyir halinde iken görüntülerimi izleyebilecekler.

AYDEDE Teknik Özellikler:
Tam boy:         6.85 m.
Su hattı boyu:  5.70 m
Genişlik:         2.45 m
Draft:              0.65 m
Ağırlık:           1.300 kg
Yelken alanı:  40 metrekare
Motor:           Yanmar 9 bg, dizel sail-drive
Yakıt tankı:    70 lt
Su tankı:       45 lt
Salma:         400 kg
Yalpalıklar    2×30 kg
Akü:             2 adet (225 amp ve 60 amp)
Vebosta ısıtma
Rüzgar jeneratörü ve güneş panelleri